KRAKEN KAPANI

SEAWARD

⏱️ 2 dk okuma
Bölüm Resmi

Instagram: sckitaplari

-Keyifli Okumalar-

Şarkı; Vengeance, Zack Hemsey

🐙

"Artık her yankı bir fısıltı değil yalan doğurur, dalga geçmişi boğar.

Ve derinliğe bakan her göz, orada kendi yansımasıyla kalır."

Bir efsaneyi susturmak, onu yaşatmaktan daha mı tehlikelidir?

Bir denizkızı âşık olursa, Kraken'i uyandırırdı. Onu uyandıran aşk, yalnızca yıkım doğururdu.

Efsane yanıldı.

Denizkızı âşık oldu, denizi sarsmadı. Onu kendi mürekkep mavisi gözlerinin girdabında hapsetti. Kraken uyandı, yıkım getirmedi. Karanlık ihtişamını, tek bir bakışın önünde bir pelerin gibi yere sererek teslim oldu. Lanet, bir ruh talep etti. Aldığı şey, birbirinin yarasını sargı, zırh ve silah bilen iki ruhun kenetlenmesi oldu.

Kraken diz çöktüğünde, sadece bir aşkı kabul etmemişti. Bir savaşı da üstlenmişti.

Bu sırada, Sualtı Akrepleri Timi'nde başka türlü bağlar filizleniyordu. Arven Doruk Aslan, komuta merkezinde operasyonların başında, soğukkanlı bir şef gibi tüm ipleri elinde tutarken; timin her bir üyesi kendi mükemmel parçasını yerine oturtuyordu.

Ali'nin sarsılmaz sadakati, Aslı'nın stratejik zekâsı, Lerna'nın sessiz ve ölümcül keskinliği, Fırat'ın gücü, Pars'ın ekranlardaki sihirbazlığı ve Demir'in sahadaki değişmez güvenilirliği bir bütünü oluşturuyorlardı. Onların arasına, zamanı geldiğinde sessizce karışacak ve bu denklemi yeniden dengeleyecek son halka henüz katılmamıştı. Onlar için artık liman, gri duvarlar ve operasyon haritalarıydı.

Ve bu limanda, yalnızca kahramanlık değil; fısıltıyla paylaşılan sırlar, omuz omuza verilmiş yemekler ve gözlerde saklı, henüz adı konmamış aşklar da büyüyordu. Birbirlerinin sadece sırtını değil, sessiz korkularını ve tutkularını da kollayan, suyun altında ve üstünde birbirine tutunan bir aile olmanın kurallarını yazıyorlardı.

Şimdi, kuralları parçalanıp yeniden yazılmış bir oyunun ortasındalardı. Sirena ile Kraken bir arada durduğunda, artık bir tehdit değil, bir hedef oluşturmuşlardı. İki güçlü akımın kesiştiği nokta, suları berraklaştırdı; dibi karıştırdı ve batık ne varsa yüzeye çıkarttı.

Kaderin, yasakladığı bir denklemi bozdular. Susturulan efsane, kemiklerini bir intikam yeminiyle sıktı. Bu, yaşanmamalıydı.

Efsane bitti.

Gerçek başladı.

Ve gerçek, efsanelerden katbekat acımasızdı.

En sığ sular, en keskin kayaları sakladı. Yüzey, yalnızca geçici bir yanılsamaydı; asıl gerçek, sessizliğin başladığı yerde bekledi. Limanlarda başlayan hareket, bu kez suyun altına taşınıyordu.

"Onun güvenliği, benim kırmızı çizgimdir. Geçeni yakalar, çiğner, unuttururum."

SEABORNE ile başlayan serüven,

SEAWARD ile devam ediyor.

Seaborne, denizden gelen anlamına gelir. Sirena, Seaborne, yani kitabın giriş kısmında sudan çıkıp limana geçiş yapıyordu.

Seaward ise denize dönen anlamına gelir. Seaborne, benim için bir limandı. Seaward ise...

:)

DEVAMI GELECEK.


Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için lütfen Giriş Yapın.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen bırak!